04 Tem
2007

2006 yılının kazanan hikayeleri:

MACERAYI KEŞFEDENLER ANLATIYOR KAZANAN HİKAYELER 2006

– 5 Mayıs 2006 günü gerçekleştirilen Lassa Competus Keşif Konvoyu 2006 jüri toplantısında kampanyaya gönderilen 1215 başvuru arasından en ilginç 8 keşif hikayesi belirlenmiştir. Bu hikayeleri aşağıda okuyabilirsiniz.

Fuat Akdoğan
Gökhan Başiplikçi
Güçlü Yenidoğan
Mazlum Demirbağ
Nuray Veryeri
Ömer Serkan Bakır
Özgür Şimşek
Sevgi Veske

FUAT AKDOĞAN
1996 senesi dalış brövemi alalı daha 3 ay geçmişti. İlk mağara dalışımı yapacaktım. Kuşadası’nın batısında Sunset koyundaki mağaraya dalacaktık hocam ile. Orada bir Akdeniz foku olduğunu duymuştum ancak çok uzun zamandır ortalarda gözükmediği için artık gittiğini düşünüyorduk. Dalacağımız yerin en derin noktası 18 metre idi ve deniz suyu daha sezon başı olduğu için çok berraktı. Hocam önce benim alışabilmem için küçük mağaraya dalmayı teklif etti. Dalacağımız yer ilk 6 metreden sonra gireceğimiz bir mağara idi genelde meditasyon yaptığım için çok az hava harcayarak dalışlarımı tamamlama ma rağmen bu sefer heyecandan çok fazla soluduğumu farkettim. Mağaranın girişi çok dardı ve kayaların uçları çok sivriydi. Zor da olsa girdik. Hocam önden gidiyor ve gittikçe karanlıklaşan bu dar dehliz gibi geçişi aydınlatıyordu. Hiç güneş görmeden mağaranın girişinde oluşan küçük mercanların renkleri inanılmazdı. Yeşil yeşil gibi, kırmızı kırmızı gibi, mavi mavi gibi değildi sanki renkler çok daha canlı ve güzeldi. Mağaranın sonuna kadar gittik ve hocanın sanki konuşmaya başladığını duyduğum sırada bir el benim soluduğum tüpün hortumunu çıkardı ve “nefes al dedi”. Tamamen karanlık bir yerde ama oksijen olan bir delikte idik bir küçücük ışık hüzmesi dahi yoktu ama içeride oksijen vardı. Orada 4/5 dakika kaldıktan sonra tekrar daldık ve ışığa doğru gitmeye başladık. Doğrusu sanki karanlık bir kuyudan kurtulup çıkıyor gibiydik. Mağaranın çıkışında saatlerimizi kontrol ettik ve daha 20/25 dakikalık havamız olduğunu anladık. Hocam daha aşağılara gitmeyi teklif etti. Sanki o anda ikimizinde “acaba fok balığını görebilir miyiz” düşüncesinde olduğumuzu farkettim. Aşağıya doğru daldıkça ve su soğudukça O’nu görebilme ihtimalimiz heyecanımı arttırıyor ve benim daha fazla hava solumama sebep oluyordu. 15. metrelerde idik ki hocam bana işaret etti ileride büyük bir karaltı duruyordu. O sırada denizde gördüklerimizin kendi büyüklüklerinden nasıl daha da büyük göründüklerini farkettim. Evet bir akdeniz foku karşımızda tüm şirinliği ile duruyor oda bize bakıyordu aramızda 10/15 metre mesafe vardı ve O’na doğru yavaş yavaş yüzmeye başladık ki hocam benim az havam kaldığını ve yukarı çıkmam gerektiğini işaret etti. Lanet olsun dedim heyacandan gerek mağarada gerekse dalarken çok fazla havam soluduğum için havam azalmıştı. Yapacak bir şey yoktu yavaş yavaş yukarı çıkmaya başladım aşağıda hocamın foka iyice yaklaştığını ve onunla neredeyse temas kurabileceğini görüyor ve içimden söyleniyordum kendime. O tarihten sonra tam 8 sene boyunca ayda en az bir sefer o noktaya daldım ve O2nu aradım ama bulamadım ta ki geçen sene temmuz ayına kadar. Nihayet geçen sene temmuz ayının 19’unda daldığım zaman kendisi ile karşılaştım ve dokunabilecek kadar yaklaştım. Kendisini bana dokundurmadı ama uzun süre etrafımda yüzdü sanki beni daha önce görmüş te naz yapıyormuş gibiydi. Bu sene havaların ısınması ile tekrar onu görmeye gitmeği planlıyorum.

GÖKHAN BAŞİPLİKÇİ
Miri, Borneo adasında Brunei Sultanlığı’nın güneyinde küçük bir sahil şehirciği. Borneo, Amazonlardan sonra dünyadaki en büyük yağmur ormanlarına sahip bir ada. Kuzeydeki Sabah ve Sarawak bölgeleri Malezya’ya bağlı olmalarına rağmen girişinde pasaport istenen özerk bölgeler. Güneydeki Kalimantan ise Endonezya’ya bağlı. Japon ve Almanlardan oluşacağını düşündüğümüz kafileyi beklerken bir şöför ile gelen rehberimiz sadece bize özel bir gezi olacağını söylediğinde önce şaşırdık, sonra çok sevindik. Aynı şaşkınlığı yolda “feneriniz var mı?” diye sorduğunda da yaşadık. Mola verdiğimiz yerde fener temin ettikten sonraki 45 dakikalık yolculuğumuz ilerledikçe doğa gitgide yeşeriyor, ağaçlar gitgide sıklaşıyordu. Minibüsümüzün park ettiği yerden olağanüstü güzellikte yağmur ormanı içinde yürümeye başladık ve oldukça büyük girişi olan bir mağaraya geldik. İçinde ilerledikçe artan rutubet, daralan yollar ve azalan gün ışığı ortamı oldukça gizemli bir hale sokuyordu. Fenerlerimizin ışığında ilerlerken duyduğumuz tek ses yarasaların kanat çırpışları ve derinlerden gelen su sesiydi. Biraz daha ilerlediğimizde fenerlerimizin ışığından daha farklı bir ışık dikkatimizi çekti. Bir mum yanıyordu ve daha da yaklaştığımızda mum ışığında yere çömelmiş 3 kişiyi çadıra benzer bir şeyin yanında yemek yerken gördük. Bunlar, kuş yuvası toplamak için 3 günlerini mağarada geçiren işçilerdi. Kırlangıç kuşlarının yuvaları çin mutfağının vazgeçilmez değerli unsurlarındandır. Gün geçtikçe azalan bu leziz hammaddenin toplanması hükümetçe kontrol altına alınmış ve kırlangıçları ürkütüp kaçırmamak için mağarada ziyaretçilerin olmadığı saatlerde bu işçiler tarafından toplatılmasına karar verilmiş. Biraz daha ilerlediğimizde kendimizi Mars’da hissettiren bir görüntü ile karşılaştık. Onlarca metre yüksekten sızan ışık hüzmesi kuvvetli bir şekilde aydınlattığı yuvarlak hatlı ve renkli kayalar topluluğunu dünya dışındaki bir yermiş görüntüsüne büründürüyordu ve hemen ilerisindeki inanılmaz süratte akan yeraltı akarsuyu karanlıkta yakamozlar yaparken tabiatın ne denli yaratıcı bir gücü olduğunu bir kez daha gördük. Mulu National Park girişindeki formları dolduran görevli ziyaret eden ilk Türk’ün ben olduğunu söylediğinde önce şaşırıp sonradan gurur duydum. Mulu mağaraları içinde en ilginci DEER CAVE adı verilen dünyanın en büyük geçit mağarası. Hacim olarak bakıldığında, içine 42 adet Boeing 747’yi alacak kadar büyük… İçinde çok değişik doğal travertenlerin olduğu Deer Cave’e giriş akşam saat 18:00’den sonra yasak. Sebebi ise mağara içinde yaşayan yarasaların iyod ihtiyaçlarını karşılamak üzere her akşam çıkıp denize kadarki uçuşlarının daha ilk adımında ürkebileceklerinden dolayı onları engellememek. Hayatımda gördüğüm en güzel doğa görüntülerinden biri olan bu sahneyi mağara ağzının uzağında yere yatarak izledim. Önce kanat çırpma sesleri geldi, daha sonra ardı arkası kesilmez bir bulut gibi değişik şekiller çizerek, spiraller oluşturarak mağaradan çıkıyorlardı. Uzun bir yol katederek denize ulaşıp, gerekli iyodu alıp, sabaha karşı tekrar mağaraya dönüyorlardı. Akşam otelimizin terasında içkilerimizi yudumlarken yaşadığımız ve gördüğümüz herşeyin bir rüya olup olmadığını sorguluyor ve ormandan gelen kuş, böcek sesleri, maymun çığlıkları ve diğer vahşi hayvanların bağırışlarıyla uçup gidiyorduk.

GÜÇLÜ YENİDOĞAN
18 yaşımdan sonra mecera ve keşif tutkumdan dolayı batı Avustralya’ya gittim ve 4 yıl orada yaşadım. Bütün yaşadıklarımı yazmak ve sizlerle paylaşmak isterim ama kurallar gereği sadece bir tanesini anlatıcam. 2000 yılında, Avustralya koşulları için yapılmış 6 silindirli bir Ford Falcon aldım. Bu benim ilk arabamdı. Akşamüstü almıştım ve alıralmaz eve gidip bu mutluluğumu en yakın arkadaşımla paylaştım. Aynı gün saat yaklaşık 11 olduğunda (gece) ona artık arabamız olduğuna göre bir geziye çıkmamız gerektiğini söyledim ve oda onayladı. Hemen batı Avustralya haritasını açıp nerelerin daha ilginç olacağına baktık ve en güneydeki Albany adlı bölgeye gitmeye karar verdik. Burası bulunduğumuz yerden 2000km uzaklıkta, çölün tam ortasından giden dümdüz bir yolla ulaşılan, Hint okyanusuyla Büyük okyanusu ayıran noktaydı. Yola çıkmak için biraz fazla sabırsızlandığımdan arkadaşıma o an yolculuğa başlamamızı önerdim ve o a kabul etti. Saat 12 yi gösterdiğinde yanımıza gerekli malzemelerimizi alıp yola çıkmıştık bile! Hayatımda ilk defa bir arabam oluyordu ve aldığım gece 2000 km lik bir yolculuğa çıkıyordum. Günlerden Cuma idi ve bizim Pazartesi sabahı dönmüş olmamız gerekiyordu! Yolda ilk olarak sabaha karşı bir bike(motorsikletçi) kasabasında durduk. İlk gördüğümüz parka yerleşip kahvaltımızı yapmak için mangalımızı yaktık. Durumumuzdan şüpelenmiş olacaklar ki hemen bir polis aracı gelip sabah 6’da burada ateş yakıp ne yaptığımızı sordu. Bizde keşifte olduğumuzu ve batı Avustralyanın güney kıyılarını gezdiğimizi söyledik. Yol boyunca yüzlerce canlı ve onlarca ölü kangurular gördük. Hatta bir tanesi arabamızın sağ arka kapısına çarptı ve sakatlandı! Bu yol dünyadaki road train’lerin yani 5 römorklu tırların gidebildiği 2 yoldan biridir. Yani 2000 km boyunca hiç bir viraj yoktur. 2.gün aksamüstü 1500km yi devirmeye yakın 300mt ilerde yol ortasına bağdaş kurarak oturmus bir insan silueti gördüm. Hemen baha’yı uyandırıp onunda bakmasını istedim. Yolda saat’te bir vasıta görürsek kendimizi şanslı sayıyorduk. Böyle bir yerde böyle bir manzara gerçekten korkutucuydu. Yanına yaklaştıkça daha net görünmeye başladı. 20 mt yakınına vardığımızda varlık 1’er mt’lik kanatlarını açtı ve yükselmeye başladı. Bu bir kartaldı. Dev bir kartal. Tam o sırada ağzında kocaman bir tavşan olduğunu farkettim ve arabanın sol üst köşesiyle ona çarptım ve durdum. Tavşan düştü kartal ise üstümüzde uçmaya başladı. Bütün korkumuza rağmen arabadan inip tavşanın halini gördük ve hızla oradan uzaklaştık. Son gün Albany’ye varıp okyanusların kesişme noktasına sağnak yağmur ve fırtına altında gittik. Dönüşte artık yorgun düşmüş bedenlerimiz yola konsantre olmuştu ki sağ yanımızda okyanus kenarında okyanusun derinliklerine doğru bakan bir aile gördüm. Nereye baktıklarına bakarken zıplayan yunusları farkettim. Yüzlerceydi ve kıyıya kadar gelip seni ıslatıyorlardı. Sahilde 5 kişiydik ve yüzlerce yunusla oynuyorduk. Gezimiz muhteşem geçmişti. Dev bir ağacın içinden arabayla geçmiş ve inanılmaz yerler keşfetmiştik.

MAZLUM DEMİRBAĞ
Kara Akbaba’nın Keşfi Dünyanın en büyük kanatlı kuşunun ülkemizde olduğunu kaç kişi biliyor acaba. Onlarca yıl sonra öğrenmek çok acı , kanat açıklığı yaklaşık 3 metre ve başkentin 45 dakika uzağında Kızılcahamam’da ürüyor yılda bir yumurta yapıyor ve sanırım 100 yıl sonra yok olacak, korunması gerek, bu konuyu belgesel yapmaya çalışıyoruz ve fotoğrafa meraklı bir ağabeyim ile hafta sonu onun fotoğrafını çekmeye gidiyoruz. Daha önce çıkamadığımız dağlarda kar erimiş olmalı Kara Akbaba’lar eşlerini seçtiler yuvalarını yaptılar Mart sonunda yumurtaya oturdular ve 56 günlük kuluçka süresi başladı artık. O’nun yeni aldığı Nissan_Navara ve bizim kullandığımız Ford_Ranger kamyonet ile yola çıktık sabahın köründe Ankara’dan. Kızılcahamam’da Termal Otel’de akşam için yer ayırtıp fotoğraf makineleri ve ekipmanımızı Ford_Ranger’a yükleyip tırmanmaya başladık, yuvaların olduğu yere 2 km kala bir su kanalından geçtikten sonra yaklaşık 1 mt yüksekliğinde bir kar birikintisinde battık, karı aşamadık son model ABD’den gelen lastikler takılı Ford battı Fotoğraf ekipmanlarımızı alıp yürüdük , yuvaları tespit ettik 200 mt yükseklikten yuvaya dalış yapıp yumurta nöbeti değiştiren muhteşem çiftin cilveleşmelerini izledik fotoğraflarımızı çektik öğlen köfte yemek için kente geri döndük, birlikte olduğum yırtıcı kuş hastası Cavit Abim ben ‘Nissan’ı alacağım ve oradan geçeceğim’ dedi. Saat 13.00 gibi döndük. Cavit Abi de Nissan’la ayni yerde battı, neyse ki bu defa milli park yetkililerinden emanet bir kürek almayı akıl etmiştim , Cavit Abim ile birlikte bir saate yakın kar kürüyerek 5 metrelik dik yolu açtık ve yeniden iki araba orman içinde yola devam ettik. Başka vadilerde yine karda batarak yola devam edemediğimiz için geri döndük. Cavit Abim pazartesi döner dönmez çalıştığı holdingin güvenlik şirketinden Off – Road eğitimi veren yer adresi almış bana aşağıdaki açıklamaları yaptı. Aynen aktarıyorum.Çektiği fotoğrafı da gönderiyorum. ‘Sevgili dostum bizim eksiklerimizi kursta öğrendim. Lastiklerimiz yanlış seçilmişti, çok genişti , karda kullanılmamalıydı, araç kullanımı konusunda da biz eksik bilgi sahibi idik, yıllardır ne kadar eksik bilgilerle kendime ve beraber olduğum insanlara eziyet çektirdiğimi anlamış oldum. Yolun özelliklerini keşfetmenin , yanında bulunan kişinin nasıl yardım edebileceğini bilmenin, lastiklerin havasının çok ucuz bir aletle kontrol etmemenin ya da onu bilmemenin bize nelere mal olduğunu, yapılan çok basit bir test sınavından 100 üzerinden 35 almanın bu konuda kendimizin ne kadar yetersiz olduğunun ; yanlış bilgilerle donatıldığımızın, dikkat etmemiz gereken çok basit birkaç detayın hayatımızı kurtaracağını anlamanın keyfini yaşayarak kursu tamamladım. Şimdi arabamı esirgemeden verdiğim dostlarıma Off – Road kursuna katılıp katılmadığını soracağım eğer katılmamışlarsa kusura bakmayın. ‘Sizin hayatınız benim arabamdan daha değerli’ diyeceğim Bu kişilere sen dahilsin. Sevgilerimle.’ Bu hepimize ders olsun.

NURAY VERYERİ
Ben ve bir kız arkadaşım okulda master tezimin konusu olan su samurlarını incelemek ayak izleri ve kendilerini doğada görüntüleyebilmek için Kayseri Aladağlar’da Kapuzbaşı şelalelerine gitmek üzere merkezden bir 4×4 Lada jeep kiraladık ve bu bizim ilk jeep deneyimimiz olacaktı. Çadırımız hertürlü kamp malzememiz ile içimiz kıpır kıpır ve biraz da ne olacağını bilememenin verdiği kaygılarla yola çıktık. Öyle bir dağ yoluydu ki; tek arabanın geçebileceği genişlikte ve en az 30 metrelik uçurumlarla kilometrelerce dağın kalbine bir yolculuk. İlk gün yolu da tam bilemediğimizden fazlaca yanlış tali ve çıkmazlara girerek çok vakit yitirdik ve inanılmaz ama gideceğimiz yeri bulamadan hava kararma sinyalleri verdi ve hızla ana kampa geri dönme kararı aldık. Ertesi gün yolu daha ayrıntılarıyla çalışarak tekrar yola koyulduk bu sefer de araç sürekli düşük devirde yokuş aşağı frenleyerek gitmekten hararet yaptı ve oldukça beklemek gerekti. Daha hala su samurlarına ait ne bir işaret nede bir iz bulabilmiş de değildik. Ama o dağ yolu çok zevkli döndüğümüz her virajda gördüğümüz güzellikler yırtıcı kuşlar yaban domuzları ile iyice belgesel tadındaydı bizim için.. Karşımıza iki defa karşıdan araç gelmesi ile çıkabildiğimizce yolun kenarına aracımızı tırmandırarak sıkıştepiş durumu atlatmak nasip oldu. Aracımızın dilinden de daha iyi anlamaya ve o da bizi üzmemeye başladı yalnız galonlarca suyu içti durdu tek istediği oymuş oysaki. Akşam üstü yedi şelaleden oluşan dünya harikası Kapuzbaşına geldik. Orada halihazırda mor dometend leri ile Demirkazıktan inen turist kafilesi dinleniyordu. Yörede insanların neden birbirine çok bağırdığını yahu bunlar bizi duymuyurlarmı dedirtecek kadar rahatsız edici diyalogların nedeni de oraya varınca ortaya çıktı. Kapuzbaşı şelaleleri! 130m den akan en büyük olanı yanında işaret dilini kullanmak gerekiyordu. Baktık ki biz de avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz birbirimize… Kampımızı kurup biraz dinlendik ve kalan gün ışığından faydalanıp akarsu kenarına su samuru ayak izlerini bılmaya gittik. Sonuç yok tabiiki sular çok hızlıydı ve kayalık olan nehir kıyısında iz bulmak çok zordu. Ertesi gün kampı orada bırakıp dağın daha içlerine akarsuyun sakin aktığı bölgelere doğru yola çıktık ve bulduğumuz çamurlu alanlar su samurlarının imzaları ile doluydu. Araştırmalarımız günlerce zevkli biçimde devam etti. üç yıl süren aralarla alana gidip gelmelerimiz ve bu zevkli araştırma sonunda master tezimi tamamladım ve su samurları konusunda Türkiye de yapılan ilk bilimsel çalışmanın da sahibi olduk. Herkese sevgiler ve selamlarımı gönderiyorum.

ÖMER SERKAN BAKIR
Competus Keşif Hikayesi “Depremden Önce Son Gülümseyen Kareler”
Geçtiğimiz Ekim ayında Pakistan’da yaşanan ve yüz bine yakın insanın ölümüne neden olan depremden 3 gün öncesine kadar Kashmir ve Kuzey Pakistan Bölgesini keşfedip, fotoğraflar çektim. Şimdiye kadar yaptığım uzun yolculuklar içerisinde beni en çok etkileyen ve keyif aldığım bir seyahatti. Bu bölgeyi seçmemin bir nedeni, çok az görüntülenmiş, pek çok kişinin bilmediği ve belki de ulaşamadığı dağ köylerinin çok yoğun olduğu bir yer olmasıydı. İslamabad’dan çıkıp kuzey bölgesine giderken kullanılan Karakoram Highway (KKH) yolunun yapımı yaklaşık 20 yıl (1966-1978) sürmüş. Çin ve Pakistan arasındaki ilişkilerin 1960’larda ısınması bu büyük projeyi getirmiş. Kaşgar’dan başlayan, dünyanın en yüksek dağları arasından İndus ve Hunza Vadilerini izleyerek Ravalpindi’ye varan tarihi İpek Yolu rotasını böyle bir otoyol haline getirmek, hiç de kolay olmamış. Zor iklim koşulları, heyelanlar nedeniyle 15 bin Pakistanlı ve 15 bin Çinli’nin ortak çalışmayla dağları oyarak, eski yolları genişleterek bitirilen yolun yapımında her bir kilometresi için bir insanın öldüğü anlatılır. Bin 300 kilometrelik dönemeçli bir dağ yolu olan Karakoram Highway’de ulaşım gerçekten çok zor. “Highway” adıyla uzaktan yakından bir ilgisi olmayan bu yolda bazen 100 kilometre mesafeyi katetmek 1 günümü aldı. Dar ve zorlu dağ yolundan günlerce giderek ulaştığımız dağ köylerindeki yaşamlar beni çok etkiledi. Zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren bu insanların depremden sonra nasıl bir hayat sürdüklerini düşünmek bile beni üzüyor. Tabi sadece dağ köyleri değildi keşfettiğim yerler. Dünyanın en yüksek dağlarının olduğu bir bölgeden geçerken, yükseklikleri 8.000 metreye kadar çıkan dağların beyaz, ihtişamlı ve yalnız gövdeleri de objektifime yansıyan görüntülerdendi. Kaşmir bölgesi içerisinde kalan bir dağ köyünden geçerken, dağların yamaçlarında kenarından nehir geçen bir okul görüp, durup fotoğraflar çekmiş ve öğrencilerle keyifli bir sohbet yapmıştım. Şimdi o fotoğraflara baktığımda geriye “gülümseyen son karelerin” kaldığını görüyorum.

ÖZGÜR ŞİMŞEK
Sadece bir tane yazbileceğim için 1998 yılında Kenya Tsavo East ulusal parkındaki yolculuğumu anlatayım. 1998 şubatında beraber çalıştığım iki arkadaşımla seyrettiğimiz The Ghost and the Darkness filminin çekildiği Tsavo ulusal parkının doğusunda Tsavo nehrinin kıyısında bir safari turu yapmak için bir jeep ve iki günlük erzakla Mombasadan yola çıktık. O yıl dünyanın her yerinde etkili olan El Nino yağmurları sonucunda parkın büyük bölümünün su altında kalmış olduğunu ördük ama yola devam ettik. İlk günün öğleden sonrası küçük bir akarsuyu geçerken aracımız kuma saplandı ve çıkartamadık geceyi suyun kenarına kurduğumuz çadırda geçirdik ve ertesi gün elimizdeki bütün suyu ( 5-6 litre kadar) alarak yürüyerek yardım aramak için yola çıktık ve yolumuz üzerindeki bütün köprülerin yağmur sebebiyle yıkılmışolduğunu gördük ki bu tek başımıza kaldığımızı gösteriyordu. O zamanlar Kenyada cep telefonu olmadığı için yardım isteme şansımızda yokdu. O gün suyumuz bittikten sonra nehir suyu ve yağmurda biriktirebildiğimiz suyu içerek 54 km yol yürüdük ve umutsuz olarak hava kararırken bitmiş bir şekilde sonumuzu beklemeye başlamıştık ki gece safarisine çıkmış bir ingiliz gurubu bizi yol ortasında bitmiş bir halde buldu ve kampa götürdü. Biz sonumuzu beklerken gelen bu sürprizle tekrar hayata döndük ve ertesi gün arabamızı kurtardılar ve biz öncelikle yürüdüğümüz güzergahı geçerek ne kadar yürümüş olduğumuzu ölçtük sonra son sürat Mombasaya döndük. Araba kullanmak eziyetti çünkü ayaklarımızın altı tamamen su toplamışdı. Ama afrikanı ortasında böyle bir macera yaşamış olmak güzeldi…

SEVGİ VESKE
Karadeniz’de farklı bir güzellik, Erfelek Kuruluşumuzun arama kurtarma ekibi ile zaman zaman tatbikat amaçlı doğa koşullarına karşı dayanıklı olmak için yürüyüşler, tırmanışlar yapıyorduk. Ekibimizin liderlerinden doğa tutkunu bir arkadaşımız Atlas Dergisinde gördüğü ve henüz yeni keşfedilmiş ve yeni duyulan Sinop Erfelek şelalelerine gidip tırmanma teklifinde bulundu. Şoförümüzle birlikte 11 kişilik grubumuzla 27 Ekim 2002 Cuma günü akşamı mesai sonrasında minübüsle Bozüyük-Ankara istikametinden yola koyulduk. Hepimiz oldukça heyecenlıydık. Açıkçası gideceğimiz yeri çok fazla bilmiyorduk ve yeteri kadar bilgiye de ulaşamamıştık. Oraya vardığımızda neyle karşılaşacağımızı kimlerle temasa geçeceğimizi bilmiyorduk. 28 Ekim sabahı yılın ilk karı ile birlikte Sinop’a ve Erfelek’e ulaştık. Ve ilk güzel şokumuzu yaşadık. İlçelerini tanıtmak için oluşturdukları turizm gönüllüsü halk – oraya geldiğimizi ı nasıl anladıklarını bilmiyoruz ama bizi coşku ile karşıladılar. Tahmin edeceğiniz gibi süper bir Türk konukseverliği ile kahvaltı keyfi ve sonra müthiş Erfelek şelalelerinin bulunduğu ormana doğru yola çıktık. Ormanlık alana girdiğimizde Karadeniz yeşilinin ve sonbahar kızılının bu kadar güzel bir tablo oluşturduğu yer daha düşünemedim. Evet ikinci şokumuz buduydu. Hepimizin gözleri farklı parlıyordu. Şelaleleri tırmanmak için sabırsızlanıyorduk. Hemen tulumlar ve ayakkabılar giyildi. Gönüllü rehberimizin eşliğinde tırmanışımıza başladık. Soğuk ve yağışlı havadan eser kalmamıştı. Yeşil, su ve kuş sesleri ile arasıra uzaklardan gelen köpek havlamaları içerisinde ilerliyorduk. Peşpeşe gelen ve birbirinden güzel şekiller oluşturmuş şelalelere hayran olmamak mümkün değildi. Her kare çok güzel olduğu için doğaya bir kez daha aşık oluyordum. Şu anda isimlerini hatırlayamadığım ağaçlar öylesine yüksektiki gökyüzünü göremiyorduk. Ağaçların arasından sızan güneş ışıklarının suya yansıması ile gözlerimiz kamaşıyordu. Her yeni gödüğümüz şelale ayrı bir güzellik ve heyecandı. hatırlamıyorum. Güzellikler karşısında kendimizi tutamıyor ve mutluluk çığlıkları atıyorduk. Hayatımda bu kadar çığlık attığımı Yaklaşık 30 şelale tırmanışı yaparak sabah saat 10.oo başladığımız tırmanışımızı saat 15.oo civarında tamamladık. Zirveye ulaşmıştık. Şimdi kamp alanımıza dönmek için çamurlar mücadele ederek inişe geçtik. Çamurda yürümek bile büyük zevkliydi. Erfelek Şelalelerini ilk görenlerden olmamızın bize verdiği mutlulukla ve fotoğraf karelerimizle 29 Ekim 2002 sabahı bir başka güzellikte buluşmak üzere dönüşe geçtik.

GİZLİLİK POLİTİKASI

Elde Edilen Bilgiler

http://www.competus.com.tr sitesinin kullanımı sırasında çeşitli aşamalarda isim, soyad, e-mail adresi, telefon numarası gibi bazı kişisel bilgilerinizi vermeniz beklenmektedir. Sunacağınız bu bilgiler Brisa tarafından, verdiği hizmetlerin ya da sitede yapılan değişikliklerin sizlere duyurulması amacıyla kullanılabilir. Brisa, üye olmasanız da competus.com.tr sitesini kullanmanız esnasında bazı teknik bilgileri elde edebilir. Bu bilgiler kesinlikle üçüncü kişilere iletilmeyecektir.

Bilgisayarınıza Otomatik Olarak Yerleştirilen Bilgiler (Cookie)

competus.com.tr sitesini kullanmanız esnasında bilgisayarınıza ‘Cookie’ adı verilen dosyalar yerleştirilebilir. Bu dosyalar zararlı değildir ve hakkınızda Kişisel Bilgi içermez; sadece siteye bilerek ve özellikle verdiğiniz bilgileri kullanarak isteklerinize daha uygun bir site oluşturulmasını olanaklı kılar.

Güvenlik Uyarısı

competus.com.tr sitesi vermiş olduğunuz bilgilerin güvenliğini sağlamaya yönelik her tür teknik önlemi almış durumdadır ve bu güvenlik önlemlerini gelişen teknolojinin gereklerine uyarlamaktadır. Brisa almış olduğu tüm önlemlere karşın herhangi bir kişinin güvenlik önlemlerini aşmayacağını garanti edememektedir.

Genel Bilgi

Bu site Brisa’ya ait olup yine Brisa tarafından işletilmektedir. Bu siteyi kullanarak, 18 yaşında ya da daha büyük olduğunuzu ve burada yazılı kullanım koşullarını kabul ettiğinizi belirtmektesiniz. Brisa coampetus.com.tr sitesi kullanıcılarına önceden bildirmeden kullanım koşullarını değiştirebilir.

Sitenin Amacı

competus.com.tr sitesi Brisa Competus Keşif Konvoyu’na katılmak isteyen kişilerin başvurularını toplamayı amaç edinmiştir.

Telif Hakları

Bu sitenin tüm içeriği Brisa tarafından geliştirilmiştir ve bu içerik malzemeleri ulusal ve uluslararası telif hakları ve ilgili kanunlar tarafından korunmaktadır. Bu sitede yer alan yazı, makale, röportaj, doküman, fotoğraf, resim ya da diğer fikir ürünleri ile her türlü malzemeler değiştirilemez, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yeniden yayımlanamaz, başka bir bilgisayara yüklenemez, postalanamaz, iletilemez ya da dağıtılamaz. Tüm bu malzemelerden sadece tanıtım amaçlı olarak kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Brisa competus.com.tr sitesinin sayfalarının oluşturulmasında kullanılan HTML kodları kopyalanamaz.

competus.com.tr’nin Yükümlülüğü

Brisa ya da competus.com.tr sitesi, bireylerin verdiği bilgilerden ötürü herhangi bir şekilde sorumlu tutulamaz. Brisa bireylerin/kurumların bu sitede sunmuş oldukları bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliğini açık veya gizli hiçbir şekilde garanti etmez. Internet üzerinde kimlik doğrulaması yapılmasının zorluklarından ötürü Brisa, sitedeki kullanıcıların gerçekte, kendilerini site üzerinde tanıttıkları birey ya da kurum olduklarını garanti edemez ve etme yükümlülüğü yoktur.

Brisa, siteden yüklediğiniz dosyalarda virüs ya da kirletici veya bozucu özellikler bulunmadığını garanti edemez. Sitenin belirli bir amaca uygunluğu ve ticari değerine ilişkin garantiler de dahil her türlü başka aleni veya zımni garantiyi reddeder. Brisa, bunlarla sınırlı kalmaksızın ve fakat, doğrudan, dolaylı veya arızi zararlar, netice kabilinden doğan zararlar ve cezai tazminatlar da dahil olmak üzere, competus.com.tr’nin kullanılmasından kaynaklanabilecek zararlar için sorumlu tutulamaz. Brisa sitenin hatasız ya da virüs riski taşımadığını garanti etmez. Brisa, competus.com.tr sitesini kullanmanız sonucunda bilgisayarınızda oluşabilecek herhangi bir sorundan ötürü sorumluk kabul etmez.

Tüm Kullanıcılar İçin Geçerli Yükümlülükler

Bu siteyi kullanarak, site kapsamındaki iletişimlerinizden ve bu iletişimlerin doğuracağı sonuçlardan kendi adınıza ve tek sorumlu olduğunuzu, bu siteyi kullanmanızın hiçbir aşamasında;

* Başka bir kullanıcının üyeliğini ve diğer etkileşimli alanları kullanmasını ya da istediği gibi kullanmasını engellememeyi,

* Olmadığınız bir kişi gibi davranıp başka kişinin bilgilerini kendi bilgileriniz gibi sunmamayı,

* Suç teşkil edecek, yasal açıdan takip gerektirecek ya da yerel, ülke çapında ya da uluslararası düzeyde yasalara ters düşecek bir durum yaratan ya da teşvik eden, her tür ve şekilde iletim dahil olmak üzere; hiçbir tür yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür veya iftira içeren, küçük düşürücü, kaba, pornografik, rahatsız edici ya da ahlaka aykırı bilgi postalamamayı ya da iletmemeyi,

* Bir başkasının gizlilik hakkını ya da yayın haklarını çiğneyen ya da telif hakları, ticari marka hakları veya başka mülkiyet hakları tarafından korunan ya bu tarif edilen sınıflara giren malzemelerden uyarlananlar da dahil olmak üzere; sahibinden ya da haklarını elinde tutandan önceden izin almaksızın, başkalarının haklarını çiğneyen ya da ters düşen, hiç bir bilgi, yazılım ya da başka malzeme postalamamayı ya da iletmemeyi,

* Herhangi bir bilgi, yazılım ya da başka malzemeyi competus.com.tr’ye postaladıktan ya da ilettikten sonra sunduğunuz bilgi, yazılım ya da başka malzeme ile ilgili olarak aleyhimize hukuki muamele başlatmayacağınızı ve herhangi bir üçüncü şahsın sunduğunuz bilgi, yazılım ya da başka malzemeyle ilgili olarak aleyhimize hukuki işlem başlatması takdirde tarafımızı tazmin edeceğinizi,

* Bir virüs ya da diğer kirletici ya da yok edici özellikler taşıyan veya başka bir zararlı unsur içeren hiç bir tür bilgi, yazılım ya da başka bir malzeme postalamamayı ya da iletmemeyi,

* Ticari amaç taşıyan ya da reklam içeren hiç bir bilgi, yazılım ya da malzeme postalamamayı, iletmemeyi ya da kullanmamayı,

* Sitenin ve Brisa’nın saygınlığına gölge düşürmemeyi,

* Giriş izninizin olmadığı ya da yasak olduğu hiçbir belge ve bilgiye erişmek için yanlış, zarar verici hiçbir teşebbüste bulunmayacağınızı kabul ettiğinizi belirtmektesiniz.

Brisa aksi yöndeki davranışlardan ve bunların sonuçlarından sorumlu olmayıp her türlü hukuki yola başvurma hakkını saklı tutmaktadır.

* Bu tür keşif konvoylarına katılmayı düşünenler ve Türkiye’nin en güzel köşelerinden birkaçını görebilme fırsatını off-road olarak yaşamak isterseniz sakın kaçırmayın. Yol hikayenizi anlatın ve keyfinize bakın… 🙂

Sayfalar: 1 2

Reklam Alanı

 

Benzer YazılarEtiketler

  • Benzer Yazı Bulunamadı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklamlar / Reklam Bilgi

Facebook / Aramıza katıl

Otomot Ağ / Hakkında

 

© 2010 Otomot.NET - Otomobil ve Motosiklet

14 Aralık 2006 tarihinden beri yayındayız. Site Haritası

OtomotWeb Teması Uretgec.com - Tasarım Ofisi