16 Ara
2006

– Erke Firması tarafından basın açıklaması yapılan ama henüz makine bile olduğunu göremediğimiz sadece adının Erke Dönergeci olduğunu bildiğimiz Yakıt Gerektirmeden kullanabileceğimiz bu mucize gerçekten var mı? Yoksa kabusa mı dönüşecek?

Medyada Yer Alan Haberler

Alıntı:
Erke Araştırmaları ve Mühendislik A.Ş adlı şirket tarafından ”yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi” icat edildiği bildirildi.Swissotel’de düzenlenen basın toplantısında konuşan Şirketin Yönetim Kurulu Danışmanı emekli Tümgeneral Çetin Uğural, bir süredir gazetelerde yer alan ”Erke Bilimsel Düşüncenin Gücü” başlıklı ilanların nedeninin bir buluş olduğunu açıkladı.Şirketlerinin uzun süredir bu icat üzerinde çalıştığını belirten Uğural,
”Bu buluş ile erişilen sistem, çevreye zarar vermeyen, istenilen güç ve sürati sağlayabilen, doğrudan hareketin elde edilebildiği yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesidir. Bu sistemin çalışmasında maddenin atalet özelliğinden faydalanılmaktadır” dedi.”KÜRESEL ISINMA ÖNLENEBİLECEK”Uğural, söz konusu sistemle çalışan makinelerde istenilen yerde, istenilen
miktarda elektrik elde edilebildiğini ve sistemin tüm kara, hava ve deniz
taşıtlarında kullanılabileceğini ifade etti. Uğural, bu icatla küresel ısınmanın
önlenebileceğini, iklim bozukluklarının zararlı etkilerinin de ortadan
kaldırılabileceğini öne sürdü.Çetin Uğural, bu makine için yurt içi ve yurt dışında patent başvurusunun
yapıldığını ve 2007 yılı içinde ürünlerin piyasaya çıkacağını kaydetti.Toplantıda bazı basın mensuplarının, ”Buluşa yönelik anlatılanların tutarlı
olmadığı, şirketin yönetim kurulu başkanının kim olduğu ve niçin onun yerine kendisinin açıklama yaptığı, böyle önemli bir buluşun neden dünya çapında bir organizasyonla tanıtılmadığı” yönündeki sorulara karşılık Uğural, ”Vakti gelince hepsi anlatılacak” diye konuştu.-Kuvvet makinasının ilk açıklandığında çıkan haber…
Alıntı: http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Economy&id=N54802&date=23Kasim2006
“Kuvvet makinesi için patent başvurusu yapıldı”
Ankara (AA)- Erke Erke Araştırmaları ve Mühendislik A.Ş. tarafından İstanbul’da tanıtımı yapılan ”Yakıt gerektirmeyen kuvvet makinesi” için şirketin patent başvurusu yaptığı, TPE tarafından doğrulandı.Bu arada projeyi çok sayıda kişinin sahiplediği dikkati çekerken, bu durum patent yönünden sorun oluşturmuyor. Farklı kişi ya da firmaların, ‘farklı tekniklerle’ aynı ürünü ortaya çıkarmaları halinde, ürünlerine patent almaları mümkün.Türk Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı Yusuf Balcı, Erke Erke şirketinin buluşu konusunda Enstitü kanunu gereği, buluş başvuruları ‘yayına çıkana kadar’ herhangi bir açıklama yapamayacaklarını, çünkü söz konusu buluşun, sahibinin ”malı” olduğunu söyledi.Balcı ayrıca, bir çok kişinin ”bunu ben icat ettim” diyebileceğini, ancak burada önemli olanın, ”kendilerine yapılan müracaatlar ve bunların inceleme-araştırma raporları” olduğunu bildirdi.”Ancak şirket kendisi açıkladığı için böyle bir başvurunun olduğunu söyleyebiliriz” diyen Balcı, müracaatın detaylarıyla ilgili olarak ise yine yasa gereği bilgi veremeyeceklerini ifade etti.Erke Erke Araştırmaları ve Mühendislik A.Ş. tarafından önceki gün düzenlenen basın toplantısında, ”yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi” icat edildiği bildirilmişti.
Alıntı: http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Actuel&id=A00FE40A&date=25Kasim2006
erke_calindi.jpg

“Erke benim icadım çaldılar”
Adana’da 31 yaşındaki Cumali Gedik, “Kuvvet makinesi” olarak 21 Kasım’da tanıtılan Erke’nin kendi icadı olduğunu iddia etti.Elektrikçinin yanında çalışan ilkokul mezunu Cumali Gedik, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’ndan itibaren “Bilimsel düşüncenin gücü” sloganıyla yoğun reklam kampanyaları düzenlenen, ne olduğu sır gibi saklanan ve “yüzyılın buluşu” olarak kamuoyuna sunulan “Erke Dönergeç”in kendi icadı olduğunu ileri sürdü. Gedik, petrol, su ve gaz kullanmadan elektrik üreten “Erke Dönergeç” adı verilen icadı 2005 yılı haziran ayında hazırlamaya başladığını, önce projeyi kağıt üzerine çizdiğini ve daha sonra küçük bir prototipini yaptığını ifade ederek, “Daha sonra maddi imkansızlıklardan dolayı icadımı 2 Şubat 2006’da durdurdum. Bu tarihten sonra çoğu firmadan yardım istedim, Başta TEMSA’ya mektup gönderdim. Ancak mektupta icadın çalınmasından korktuğum için içeriğini fazla anlatamadım. Firmalar da bu nedenle bana inanmadılar ve yardım etmediler” dedi.Cumali Gedik, “Cuged” adı verdiği icadını hayata geçirmek için Adana’daki firmalardan sonra TÜBİTAK ve Genelkurmay Başkanlığı’na da bir mektup yazarak icadının tamamlanması için yardım istediğini ileri sürerek, “TÜBİTAK’tan yaklaşık 4 ay sonra mektubuma bir cevap geldi. Cevapta icadın içeriği hakkında fazla bilgi olmadığı ve icadın başkaları tarafından çalınmaması için patent almam gerektiği belirtiliyordu. Ancak patent almak 10 bin YTL olduğu için ben patent başvurusu yapamadım ve TÜBİTAK’ın dediği gibi ‘Cuged’ adını verdiğim icadım çalındı” diye konuştu.Gedik, icadının geliştirilmesi ve tamamlanması için Genelkurmay Başkanlığı’ndan yardım istemesine rağmen hiçbir yanıt alamadığını belirterek, “Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök döneminde icadımın içeriğini anlatan mektubu gönderdim. Ancak bana hiçbir yanıt gelmedi. Yaklaşık 4 ay sonra bir firma, paşaların da katılımıyla icadın kendilerine ait olduğunu ileri sürdü. Bu yalandır. ‘Erke Dönergeç’ adı verilen icat benimdir” diye konuştu.Elektrik üretecinin çalışması için maddenin atalet özelliğinden yararlanıldığını söyleyen Gedik, bu sistemle çalışan makinelerde istenilen yerde, istenilen miktarda elektrik elde edilebileceğini savunarak, “Alet sayesinde buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, elektriksiz çalışabilecek. Cep telefonu ömür boyu şarj olmadan kullanılabilecek. Araçlar yakıt kullanmadan hareket edebilecek” dedi.

Alıntı: http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Actuel&id=A00FEFC9&date=01Aralik2006
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5539886
arsivimage.aspx.jpg

Kesintisiz elektrik üreten icadın tanıtımında fiyasko
DENİZLİ (İHA) – Denizli’de hiçbir dış kaynak kullanmadan, kesintisiz ve bağımsız elektrik üreten makina icat ettiğini söyleyen ve Erke Şirketi’nin de aynı şekildeki icadını açıklamasının ardından gündeme gelen Denizlili fırıncı, makinanın nasıl çalıştığını göstermek için işadamlarının katıldığı bir toplantı düzenledi. Makinayı otele kuran ve herkesin nasıl çalıştığını merakla beklediği makina, beynindeki kartın kaybolduğu söylenerek çalıştırılamadı.Denizlili fırıncı Fahri Akan, yaklaşık 3 ay önce, kendi kendine enerji üreten makina icat ettiğini belirterek, patent başvurusunda bulunmuştu. Bir süre önce Erke A.Ş. tarafından da, benzer bir enerji üretim makinasının icat edildiğini açıklamasıyla gündeme gelen Fahri Akan, bugün herkesin merakla beklediği makinasını kamuoyuna göstermeye karar verdi. Pamukkale Hierapolis Otel’e yeni icadını kuran Fahri Akan, kürsüye çıkarak işadamlarına yönelik bir konuşma yaptı.Herkesin fizik kurallarına aykırı olduğunu söylediği icadı gerçekleştirebilmek için büyük çaba sarfettiğini belirten Fahri Akan, “Bugüne kadar kaç kitap bitirdim, kaç kişiyle görüştüm ben de bilmiyorum. Bu iş için gecemi gündüzüme kattım. İlk zamanlar büyük sıkıntı çektim. Bunun çalışmayacağını söyleyenler oldu. Sabırla çalıştım. Ege Bölgesi’ni dolaşıp bilgi topladım. Erke Grubu cihazı bulduklarını ancak göstermeyeceklerini açıkladı. Bir şeyler saklanıyor. Bir şeyler gizlilik içinde tutuluyor. Tasarruf cihazı olan, kesintisiz ve bağımsız elektrik üreten makinamızın ne olduğunu ve nasıl çalıştığını göstermek istedim” dedi.Konuşmanın ardından icat ettiği makinanın başına gelen Fahri Akan, cihazı tanıttıktan sonra, “Cihazı buraya getirirken içindeki beyin nasıl olduysa kayboldu. Çalınıp çalınmadığını bilmiyorum. Kimsenin günahını almak da istemiyorum. Ancak bu beyin olmazsa çalışması mümkün değil. Beyni yeniden üretip veya kaybolanı bularak gelecek hafta Cuma günü mutlaka cihazı çalıştıracağım” dedi. Büyük bir merakla oteldeki tanıtıma giden sanayici ve işadamları ise tam bir hayal kırıklığına uğradı. Sık sık sorularla bilgi almaya çalışan işadamlarından bazıları, bu tür icatlarda çeşitli aksaklıklar yaşanabileceğini belirterek, cihazın çalıştırılmasını merakla beklediklerini söyledi.

Alıntı: http://haber.mynet.com/detail_news/?type=Technology&id=O1165478393127&date=07Aralik2006
0712_erke.jpg

Erke’den en sade web sitesi
Basında çıkan tam sayfa ilanları ve ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz enerji tutumlusu makinesi ile tanınan Erke şirketinin web sitesi, Türkiye’nin en sade tasarımlarından birine sahip.İlkelerimiz, Hakkımızda, Duyurular, Basın Toplantısı, Kurumsal Başvuru ve İletişim tablarının bulunduğu sol menüde yer alan açıklamalar da bu sadeliğe uygun.Örneğin İlkelerimiz bölümü,1. Bağımsızlık
2. Bilimsel düşünce yapısı
3. Araştırmacılık
4. Evrensellik
5. Barışşeklindeki listeyle başlayıp”Bağımsızlık temeline dayanan bilimsel düşünce yapısı ile ortaya çıkan gerçek araştırmacılık, toplumun bir bütün olduğunu gösterdiğinden, evrensellik ve barış hedefine ulaşılır.”ifadesiyle son buluyor.Şirketin özgeçmişi ile ilgili bölüm çok daha sade:”ERKE Erke Araştırmaları ve Mühendislik A.Ş. 10 Ocak 1992 tarihinde %100 Türk sermayesi ile kurulmuş bilimsel araştırmalar yapan ticari bir kurumdur. Kuruluş tarihinden bugüne kadar, insanlığa faydalı konularda bilimsel araştırmalar yapmıştır. Halen ilkelerinden taviz vermeden, kurumsal yapısını ön planda tutarak bilimsel araştırma çalışmalarına devam etmektedir.””Staj ve iş başvurusu yapan ilgililere duyuru” tabına tıklandığı zaman”Göndermiş olduğunuz elektronik posta iletilerindeki olumlu olumsuz tüm görüşlerinize ve içten başarı dileklerinize teşekkürlerimizi sunmaktayız” diye başlayan bir metin yer alıyor. Bu bölüm, başvuru için örnek formların yakında sitede yer alacağı müjdesiyle sona eriyor.

Erke’nin sitesinde en önemli uyarı ise, kurumsal iş görüşmesi talepleriyle ilgili. Bu taleplerin İletişim tabındaki forma yazılması durumunda dikkate alınmayacağı, Kurumsal Başvuru tabının kullanılması gerektiği ifade ediliyor. Bunun Türkiye’de şimdiye kadar gördüğümüz örneklerdeki karşılığı, o e-postaları ayda yılda bir kere kontrol ediyoruzdur ama Erke için böyle bir sabit fikre sahip değiliz.

Erke’nin web sitesi en azından internet üzerinde bir sürekli döngü yarattıklarını gösteriyor. Sitede bir bilgi kırıntısı arayanların sonsuza kadar dönüp dolanması mümkün görünüyor.

Alıntı: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5495253
Uğural Paşa buluşu anlatıyorEmin ÇÖLAŞANTÜRKİYE yeni bir buluşla çalkalanıyor. Olumlu ve olumsuz yazılar çıkıyor. Ben bu konudan anlayan biri değilim. Gazetelerde günler boyu tam sayfa yayınlanan Erke ilanlarını, sonrasında yapılan tanıtım toplantısının haberlerini izledim.İşin sunumunu yapan emekli tümgeneral Çetin Uğural’ı eskiden beri tanıyorum. Uğural bundan yaklaşık 20 gün önce bana gazeteye gelip olayı anlatmış, kendi yapacakları açıklamaya kadar hiçbir şey yazmamamı rica etmişti. Sonra bildiğimiz olaylar gelişti.Dün Uğural Paşa’yı aradım ve bazı sorular sordum. Bu konuşmayı özetliyorum:- Paşam sizin ekip ne keşfetti tam olarak?- Herhangi bir yakıt gerektirmeyen bir motor. O kadar ki, hava ve su bile gerektirmiyor. Bunu karada, havada, denizde, istediğiniz amaçla kullanacaksınız. Uçaklarda, motorlu araçlarda veya elektrik üretmek için…- Hiç yakıt olmadan nasıl çalışacak? Bilim adamları da olmaz böyle bir şey diyor.- Haklılar çünkü günümüzün bilim literatüründe bu buluşun ifadesi yok. Size örnek vereyim. Yerçekimi kuralı bilinmeden insanlar havada mı yaşıyordu? Yerde niçin yaşadıklarının bilimsel açıklaması bu kural bulununca yapılmış oldu. Elbette çok kritik bir buluştur. Kimsenin inanmasını da beklemiyoruz. Üretim başlayınca gözleriyle görüp inanırlar.- Nasıl çalışacak bu yakıtsız aygıt?- Başlangıçta yakıt olmayan basit bir şey konuluyor içine ve çalışmaya başlıyor.- O nedir?

– Onu şimdi söyleyemem. İşin püf noktalarından biridir.

– Bu keşfin tam adı nedir? Motor mu?

– Tam adı kuvvet makinesi. Markası Erke Dönergeci.

– Üretip denediniz mi?

– Elbette ürettik ve her şeyini denedik. Prototipi yapıldı. 2007 yılında seri üretim başlayacak. Bugün dünyada nerede motor kullanılıyorsa, oralarda kullanılacak ve dünya değişecek.

– Nerelerde kullanılmayacak?

– Nerede motor varsa orada kullanılacak.

– Bunun çalıştığını ve gerçekten söylediğiniz gibi olduğunu kimler gördü?

– Elbette görenler oldu ama onu şimdi açıklamaya gerek yok.

– Büyüklüğü nedir?

– Amaca göre değişir. Uçakta kullanacaksanız daha büyük, deniz motorunda daha küçük.

– Kim üretecek, belli oldu mu?

– O aşamaya gelindiğinde yerli ve yabancı firmalarla anlaşma yapılacak.

– Patent başvurusu yapmadığınız da söyleniyor.

– 10 Ekim günü Ankara’da yapıldı efendim. Hatta İngiltere’den patent uzmanları geldi ve görünce şaşırdılar. Yurtdışı patenti için 1.5 milyon dolar harcadık. Bu çalışmaları doğal olarak büyük bir gizlilik içinde sürdürüyoruz çünkü sırların çalınıp taklit edilmesi en büyük tehlike. Taklit olursa, yasalar uyarınca mahkemesi en az iki yıl sürüyor ve buluşunuz elden kayıp gidiyor. O yüzden bazı şeyleri çok gizli tutuyoruz. Sanayi casusluğu günümüzde en büyük tehlikelerden biridir. Düşünün ki, devlet korsan kitapla bile başa çıkamıyor. O zaman biz kendimizi nasıl koruyacağız? O yüzden bazı şeyleri açıklamıyoruz ama herkes bilsin ki olay tümüyle doğrudur.

– Patent başvurunuzda kullandığınız belgelerde herhalde bütün ayrıntılar olsa gerek. Onlar nerede?

– Doğrudur. Onlar çok yakın tanıdığımız ve güvendiğimiz bir noterin özel kasasında korunuyor.

– Tam sayfa gazete ilanlarının bedeli de epeyce tutmuş olmalı. Kim karşılıyor bu parayı, sponsorlar mı var?

– Bir milyon doları geçti. Sponsor yok. Tamamı Erke’nin öz sermayesinden karşılanıyor.

– Tevfik Diker bu keşfin eskiye ait bir şey olduğunu söylüyor.

– Hiç ilgisi yok. Tamamen ekibimizin orijinal buluşudur.

Sevgili okuyucularım, bugün hiçbirimizin bilmediği ve anlamadığı teknik bir konuya değindim.

Üzerinde yorum yapacak konumda elbette değilim.

Ancak Uğural Paşa’nın anlattıkları gerçekleşir ve böyle bir üretim ülkemizde Türk mühendisleri tarafından -yerli ve yabancı korsanlara kaptırılmadan- gerçekleşirse hem Türkiye zıplar, hem de dünya değişir.

Bekleyelim, görelim.

Alıntı: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5491516
TPE ‘kuvvet makinesi’ tartışmasına açıklık getirdiA.AErke Erke Araştırmaları ve Mühendislik A.Ş. tarafından İstanbul’da tanıtımı yapılan “Yakıt gerektirmeyen kuvvet makinesi” için şirketin patent başvurusu yaptığı, TPE tarafından doğrulandı.Bu arada projeyi çok sayıda kişinin sahiplediği dikkati çekerken, bu durum patent yönünden sorun oluşturmuyor. Farklı kişi ya da firmaların, ‘farklı tekniklerle’ aynı ürünü ortaya çıkarmaları halinde, ürünlerine patent almaları mümkün.Türk Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı Yusuf Balcı, bir soru üzerine, Erke Erke şirketinin buluşu konusunda Enstitü kanunu gereği, buluş başvuruları ‘yayına çıkana kadar’ herhangi bir açıklama yapamayacaklarını, çünkü söz konusu buluşun, sahibinin “malı” olduğunu söyledi.Balcı ayrıca, bir çok kişinin “bunu ben icat ettim” diyebileceğini, ancak burada önemli olanın, “kendilerine yapılan müracaatlar ve bunların inceleme-araştırma raporları” olduğunu bildirdi.“Ancak şirket kendisi açıkladığı için böyle bir başvurunun olduğunu söyleyebiliriz” diyen Balcı, müracaatın detaylarıyla ilgili olarak ise yine yasa gereği bilgi veremeyeceklerini ifade etti.Kendilerine gelen patent başvurularıyla ilgili gerekli araştırmaları yaptıklarını, benzerlerinin bulunup bulunmadığını incelediklerini ve elde ettikleri bilgiler ışığında araştırma raporu hazırladıklarını anlatan Balcı, başvuru yayına çıktıktan sonra itiraz gelmesi durumunda ise tekrar inceleme yapıldığını bildirdi.PEK ÇOK KİŞİ SAHİP ÇIKTIYusuf Balcı, “yakıt gerektirmeyen kuvvet makinesi”ni sahiplenen birçok kişi çıktığının hatırlatılması üzerine de, şunları söyledi:“İnceleme yapılmadan aynı şeyi (ben de buldum) demek, bir anlam ifade etmez. Başvuruları var mı incelenir. İki farklı firma ya da kişi, farklı tekniklerle aynı ürünü ortaya çıkarabilir. Ürünün aynı olması her ikisinin de patent almasına engel değil.”Balcı, mevzuatta “incelemesiz patent” imkanı bulunduğuna da işaret ederken, böyle bir durumda da 3. kişilerin, araştırma raporuna istinaden inceleme isteyebileceğini belirtti.

Başkan Balcı, “Birçok kişi (ben bunu icat ettim) diyebilir. Önemli olan bize yapılan müracaatlar ve bunların inceleme araştırma raporlarıdır” dedi.

Erke Erke Araştırmaları ve Mühendislik A.Ş. tarafından önceki gün düzenlenen basın toplantısında, “yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi” icat edildiği bildirilmişti.

Bu buluşla erişilen sistemin, çevreye zarar vermeyen, istenilen güç ve sürati sağlayabilen, doğrudan hareketin elde edilebildiği yakıt gerektirmeyen bir kuvvet makinesi olduğu, makine için yurt içi ve yurt dışında patent başvurusu yapıldığı kaydedilmişti.

2.Sayfada Kişilerin Yorumlarını okuyabilirsiniz >>

Sayfalar: 1 2 3

Reklam Alanı

 

Benzer YazılarEtiketler

  • Benzer Yazı Bulunamadı.

37 Yorum - Yakıt Gerektirmeyen Kuvvet MakinesiYorum Yaz / Geribildirimde bulun

  1. Yorumcu / 216 / 26 Ekim 2009

    Çok yakında Raitingi yüksek ulusal bir kanalda “Haydi Bul Türkiye” adlı bir Program hazırlanmaktadır.Tasarılarınız, Buluşlarınız, Keşif hatta Araştırmalarınız, Bilime, ekonomiye Dünyaya ve Ülkemize İnsanlığa yapacağınız katkı ve düşüncelerinizi Kendi mekanınızda, belki Atelenizde belki çalışma odanızda , kimbilir belki de bir kahve hanede çayınızı yudumlarken düşlediğiniz, bütün bu tasarımlarınızı Dünyaya duyurmak için Facebooktan grubumuzu ve iletişim Tlf.larımızı bularak ulaşabilirsiniz…

    ….Güç Sizsiniz…
    Saygılar Türkiyem….

  2. Yorumcu / osman kaçmaz / 05 Kasım 2009

    Sevgili Cumali Gedik;
    Erke’cilerin yapmaya çalıştıklarını ilk zamanlar merakla izlemiştim.Ben de senin projene benzer manyetik enerji temelli kesintisiz elektrik üretimi üzerine yıllardır kafa yordum.Teoride gerçekleşmesi için hiçbir engel yok.Fakat deneme imkanı bulamadığımız için,yardım istediğimiz kaynaklar hep bilinen bilimsel kurallara göre değerlendirip “deli saçması” olarak görerek yan çiziyorlar.Türkiye’de yetki/belge sultası hakim.Bu kuralın dışında “İLHAM” gibi Allah’ın lütfuyla gerçekleşebilecek buluşları kabul edemiyorlar.Halbuki herşey ancak yüce yaratıcının izniyle hayat buluyor ve insanlar bunu birer nimet olarak kullanıyor.Senin çalışmalarını gönülden destekliyor ve Allah yardımcın olsun diyorum.

  3. Yorumcu / Cumali GEDİK / 10 Kasım 2009

    Sayın Osman Kaçmaz ile Sayın Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun mynet ten haberini okudum ve sonunda kafamın tası attı.

    Başbakan bir terör örgütü lideri gibi konuşup davranıyorsun burası dingonun ahırı değil!
    Amacın belli TC devletinde kaoslar yaratarak Türk milletini sindirmeye çalışıyorsun, tüm terör örgütleri ile işbirliği yapıyorsun. Amacın açılım olmadığı aşikar. TSK’yi tasfiye etmek kadar basit bir olay değil senin amacın, senin amacın TSK’yi komple ortadan kaldırıp yok etmek.

    TSK’yi TC devletinin anti virüs programıdır peki anti virüs sistemini devre dışı bırakıldığında ne olur tabii ki tüm virüsler sisteme saldırır dolayısı ile sistem doğru çalışmaz ve bir süre sonra sistem çöker. Burada TSK’ ya çok iş düşüyor, başbakanında dediği gibi öyle yan gelip yatması değil komutanlar, bazen yanlış kişilerde doğru söz edebilir. Yan gelip yatarsan bu tarikat ve cemaat denen Allah düşmanları virüsler senin can damarına kadar sızar.

    Ülkede bir istihbarat teşkilatı vardı adı mitti galiba tabi, tabi mitti. Miti tasfiye etmişler anlaşılan çıtları çıkmıyor, ya da pamuk prenses gibi AKP gelip GDO elma verip zehirledi ve şimdi mit bir pirensin gelip kendini öpmesini bekliyor olmalı.

    Dün 20 Nisan 1931 (Yurtta sulh cihanda sulh) sözünün söylendiği tarih açılım tarihini kaçırdınız bugün 10 Kasım 2009 Salı.

    Her akşam gülmek için haberleri izliyorum komik bir iktidar sürekli olarak saçmalıyorlar akşam başka sabah başka demeçler veriyorlar bir şeyler söylüyorlar ama onlarda ne söylediklerini bilmiyorlar dolayısı ile de bende dayanamıyorum 12 şiddetinde gülüyorum hallerine gerçekten komik bir hükümet var iktidarda.

    Sizlerinde gördüğü gibi AKP taşeron bir hükümettir, ellerinden bir şey gelmez bildikleri tek şey kavga etmektir çünkü düşünme yeteneğini yitirmişlerdir. Verirsin USA $ dolarını boyarsın gözlerini yeşile ülkeyi kan gölüne çevirip kırmızıya dönüştürsen bile onların gözleri yeşil görmeye devam eder çünkü onların tüm inançları USA $ doları olmuştur ve onların allahı her zaman ki gibi ufak harfle yazılır.

    Fethullah Gülen davasına gelirsek şu anda kendisi ABD vatandaşı. ABD bu tip kişileri ülkesine almaz ama paranın açamadığı kapı yokmuş bu ABD olsa değişmediğini böylelikle görmüş olduk. Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere Gülen neden Arap ülkelerine değil de ABD gitti, Arap ülkeleri şeriatla yönetilir ve şer hükümlerine göre cemaat veya benzeri yasa dışı topluluk lideri olmak orada suçtur ve bu suçun cezası idamdır. Gülen Arap ülkelerine gitseydi onu hemen idam ederlerdi. Şeriatla yönetilen ülkelerde şıklara, şeyhlere, cemaat liderlerine veya benzeri topluluklara kesinlikle izin verilmez ve tolerans gösterilmez.
    Tarikatlar ve cemaatler Allaha şirk koşarlar ve bunu tüm şıklar ve şeyhler iyi bilir ama neden Allaha kul olsunlar bizim kulumuz olsunlar derler ve cemaat veya tarikat üyelerine istediklerini yaptırırlar, istedikleri Yargıtay mensubunu öldürtürler. Cemaat ve tarikatlar Allah düşmanıdır ve kuranı kerim bu konuda kısaca söyle der (Allah ile kul arasına kimse giremez) bu uyarı 4 büyük kutsal kitapta net bir şekilde açıklanmıştır.

    Üç beş tane ne olduğu belli olmayan sokak kabadayısı bu ülkeyi rehin almaya çıkmışlar ya bunlarda akıl yok yada başları gövdelerine ağır gelmeye başlamış. Görüldüğü üzere herkes safını belirlemiş. TSK bunlara değil komutan vermek bunlara selam bile vermeyin, inceldiği yerden kopsun.

    Yukarıda ki yazımdan dolayı bana dava açmak isteyen zanlılar varsa buyursun açsın.

  4. Yorumcu / osman kaçmaz / 11 Kasım 2009

    Sn.Cumali Gedik,

    5 Kasım tarihli yazıma cevaben yazdıklarınıza katılmıyorum.Sincan hakimi Osman Kaçmaz bey olduğumu düşünerek yandaş ifadelerle doldurduğun cümlelerini iade ediyorum.Her ne kadar elştirilerinde kısmen doğruluk varsa da, çok aşırı negatif ifadelerin var.Ben emekli bir asker olarak bazı bürokratik çarpıklıkları kastederek “etiket sultası” ndan bahsetmiştim.Fakat bu sulta ne bu hükümetin eseridir ne de birkaç dönem öncesinin.Demokratik açılımın bu tür çarpıklıkları çözeceğini ümit ederek hükümetin kendi ipini çekmeyi göze alacak kararlılığını izlemekteyim.Vatansever olmak sözde değil özde olmalı,bazen siyasi hayatını uğrunda feda edebileceğin sevdan olursa herşeyi göze alabilirsin.Allah bu vatanı özünde sevenlerden mahrum etmesin.

  5. Yorumcu / Cumali GEDİK / 13 Kasım 2009

    Sn Osman Kaçmaz

    Güzel kardeşim sen beni yanlış anladın o kişinin sen olmadığı ben zaten biliyorum. Benim savcı veya hakimden hiçbir beklentim yok, ben içimden gelen devleti koruma güdüsüyle saldırımı yaptım, savunmayı suçlular yapar.

  6. Yorumcu / admin / 13 Kasım 2009

    Yorumlara Kapatılmıştır.

Reklamlar / Reklam Bilgi

Facebook / Aramıza katıl

Otomot Ağ / Hakkında

 

© 2010 Otomot.NET - Otomobil ve Motosiklet

14 Aralık 2006 tarihinden beri yayındayız. Site Haritası

OtomotWeb Teması Uretgec.com - Tasarım Ofisi